0 yorum var - 16 Temmuz 2008 11:05
Ben uçan bir yengeçim.
Kıskaçlarım şakırdıyor. Kanatlarım kıpraşıyor. Sırtımı soğuk bir duvara dayadım.. gökyüzüne bakıyorum. Önceki hayatımı anımsıyorum. Daha ne kadar yok olacağımı ve tekrar doğacağımı bilmiyorum. Yaşamım da dahil olmak üzere kaybedeceğim hiç bir şeyin olmadığını biliyorum. Nereye uçarsam uçayım.. sonra tekrar konacağım.. sonra tekrar uçacağım.
Ben paradoksun ta kendisiyim.
Tuttuğum ışık bedenimi defalarca kavurdu.. taa ki.. iblisin zincirlerini tuttuğumu anlayana kadar. Sırtımı dayadığım duvarın soğukluğu.. alevin ilk temasıymış. Kanatlarım.. asılmak için omuzlarıma geçirilmiş halkalarmış. Kıskaçlarım.. parçalanmış kollarımmış.. çıkardığı sesler.. yırtılan bedenimden geliyormuş.
Ben İblis’in kölesiyim.
Ne tarafa gideceğimi sordu.. konuşamadım.... uzun uzun baktım gözlerine. Önce bana kızdırılmış bir kafes gösterdi. “Burası hayatın” dedi. Sonra alevlerin içerisinde yanan kadınları ve erkekleri gösterdi.. burası da ölümün dedi. “Yap tercihini!”.... “Gözlerin!” dedim.. “Onlar bana ait!” dedim. “Yap tercihini!” diye tekrar bağırdı. Sinirlendi.
Ben bir katilim.
Kocaman gözleriyle arkamdaki kalabalığa bakıyordu. “Diğer şehirler öyle değil.. çok farklı bir yer Mardin.. ne biliyim yani.. insanları o kadar değil en azından” dedi. “Keşke fırsatını bulabilsem de gitsem” dedim. Yürürken.. ellerinin ve gözlerinin soğukluğunu hissettim.. sırtımı dayadığım duvar zannettim onu.. yanmaktan korktum.. bana geçmişi hatırlattı. Kızgın kafesi mi tercih etmeliydim acaba? Yoksa ölüm daha mı eğlenceli olurdu? İblisin yüzüne sancılarımı tükürdüm. Onu öldürdüm.
Ben kafası kopmuş bir güvercinim.
Garip sesler gelmeye başladı kulağıma.. Ömrümün sonuna kadar arayacağımı ve bulamayacağımı hissettiren bir melodiydi.. O melodi sonsuza kadar sürsün ve o an hiç bitmesin istedim... istedim.. istedim. Sustuğunda.... unutmuştum. Nasıl başlıyordu? Nasıl bitiyordu? Ne uçtuğumu hatırladım.. ne de kafamı koparan o kurşunun beni yere düşürüşünü. Cenneti dinledim ben.
Ben bir “neden”im.
“Görüşelim yine” dedim. “Tabii“ dedi. Sesini duydum bir zaman sonra. Yazdıklarını okudum. Dinlediklerini dinledim. Sonra ne tarafa gideceğimi bilemedim. Aramadım.. sormadım. Ne idiyse “neden”.. unuttum onu. O da beni unutmuştur.
Ben “yarın”ım.
Cehennemde görmüştüm. Alevin içine düşenlerin nasıl çırpındıklarını. Kafaları bir o yana, bir bu yana gider hani. “Merhamet” diye bağıranların boğazlarına şerbet gibi akıtılır ateş. Zıplarlar oldukları yerde. Yaşlı kadınların ve çocukların bağırışlarını birbirine benzetirim hep. Sonra susarlar... bana dikerler gözlerini. Anlarım ki Dünyaya dönmemek için bir nedenim kalmamış.